Akçalı İlkokulu
GİRESUN / MERKEZ
Akçalı İlkokulu KAPATILDI
GİRESUN / MERKEZ
📍 Kurum Konumu
Kurum Tarihçesi
Akyoma (Akçalı) Köyü İlkokulu Tarihçesi
Cumhuriyet rejiminin beşinci kuruluş yıl dönümünde, 1928 yılının sonbahar döneminde başlatılan kitlesel eğitim hamlesi ve yürürlüğe giren Köy Kanunu kapsamında, nüfus eşiği 400’ü aşan kırsal yerleşimlerde ilkokul kurulması kararlaştırıldı. Takip eden süreçte dünyayı sarsan 1929 Büyük Buhranı nedeniyle inşaat faaliyetleri bir dönem sekteye uğrasa da takvimler 1932 yılını gösterdiğinde süreç yeniden hız kazandı. Alınan kararlar doğrultusunda Giresun’un merkez ilçesine bağlı Akyoma (Akçalı), Kemaliye ve Alınyoma köylerinde beş sınıftan oluşan birer ilkokul açılması planlandı. Yapılan derinlemesine saha incelemelerinin ardından Akyoma'daki eğitim binasının; köyün güney kesiminde yer alan, üç cephesi açık, çevre mahallelerin yanı sıra tarihi İpekyolu güzergahından da rahatça seçilebilen hakim bir tepede yükselmesi uygun görüldü. Akyoma İlkokulu’nu dönemin diğer eğitim yapılarından ayıran en benzersiz yönü, okulların metruk binalarda hizmet verdiği bir yokluk döneminde, hiçbir devlet bütçesi almadan tamamen köylünün cansiperane imecesiyle ve bizzat çocukların gaz lambası ışığında yonttuğu taşlarla sıfırdan inşa edilmiş olmasıdır. Merkezi yönetimin maddi bir ödenek ayıramadığı bu dönemde, dönemin Ortaöğretim Genel Müdürü Hasan Âli Yücel tarafından çizilen taslağa tamamen sadık kalınarak binanın ilk harcı koyuldu ve bu yönüyle Doğu Karadeniz Bölgesi’ne özgü tip yapı köy okullarının ayakta kalan son temsilcilerinden biri haline geldi. İnşaat süreci, yerel halkın olağanüstü bir dayanışma gösterdiği imece modeline sahne oldu; yapıda kullanılan keresteler Ortageriş, Sarısem ve Karşı ormanlık alanlarından kesilirken, yapı taşları ise şantiyenin hemen yakınındaki araziden ve bahçenin güney kesiminden çıkarıldı. Yapım faaliyetleri ustabaşı Hüseyin Şahin ile taş ustaları Mehmet Yurt ve Bekir Şahin’in idaresinde yürütülürken, köyde iş üretebilecek durumdaki her birey sürece iş gücü sağladı. Binanın harcında kullanılan kum Yavşan Deresi yatağından elenerek taşındı; kireç ve çimento malzemesi ise Taşhan mevkisinden katır sırtlarında, hatta fiziksel gücü yerinde olan bazı gençlerin çuvalları yaklaşık 9 kilometre boyunca kendi sırtlarında taşımasıyla alana ulaştırıldı. Henüz 6-7 yaşlarındaki çocuklar dahi geceleri gaz lambalarının aydınlattığı ortamlarda ustaların işaretlediği blokları işleyerek kesme taş haline getirdi.
Okul yapımı tüm hızıyla sürerken, okuma yazma seferberliğinin kesintiye uğramaması adına bugün Keşaplıoğulları ailesinin konutunun yanında bulunan eski medrese yapısı köylülerce bir okuma salonuna dönüştürüldü. Bölgenin Türkçe okuryazarlık unvanına sahip ilk ismi olan Ali Coşkun (Polis Ali), 1934 sonbaharından itibaren bu geçici mekanda aylık 1 TL sembolik ücret karşılığında 32 çocuğa alfabe eğitimi vermeye başladı. Eğitim gören bu ilk grup, ertesi yıl hizmete girecek okulun çekirdek öğrenci kadrosunu oluşturdu. 1935 yılı yaz döneminde fındık rekoltesinin yüksek gelmesi sayesinde, binanın ihtiyaç duyduğu pek çok eksik malzeme hasat sonu ödenmek kaydıyla kent merkezinden tedarik edildi. Yaklaşık iki buçuk yıl süren yoğun ve fedakarca çalışmaların neticesinde bina; 29 Ekim 1935 tarihindeki Cumhurluk Bayramı kutlamalarında, komşu köylerdeki diğer iki eğitim kurumuyla eş zamanlı olarak, Türkiye'nin ilk köy ilkokullarından biri sıfatıyla kapılarını açtı. Dönemin Giresun yerel basını bu gelişmeyi, kırsalda yaşayan vatandaşların eğitime kent merkezindekilere kıyasla çok daha fazla öncelik verdiği yönündeki haberlerle manşetlerine taşıdı. Ön cephesinde dışa doğru belirgin bir çıkma barındıran mimari yapıya, güney taraftaki geniş avludan yükselen çok basamaklı taş merdivenler aracılığıyla geçiş sağlanmaktadır. Yapının zemin (bodrum) katı tamamen kesme taş malzeme kullanılarak kâgir teknikle inşa edilmişken; üst kat duvarları ise dış cephede ahşap karkas arası taş dolgu (göz dolma / şıma) üzeri sıva, iç mekanlarda ise ahşap kaplama işçiliğiyle şekillendirilmiştir. Binayı örten kırma çatı sistemi sonraki dönemlerde kapsamlı bir onarımdan geçirilerek çinko panellerle kaplanmıştır. Zemin bölümü, yağışlı ve soğuk kış günlerinde çocukların kapalı oyun ve teneffüs alanı olarak değerlendirilmesi amacıyla ilk etapta toprak tabanlı olarak bırakılmış, ek odaların alt kısımları ise olası yangınlara karşı su havuzu şeklinde planlanmıştır. Aynı zamanda bu geniş zemin kat; köydeki genel toplantılar, düğünler ve kültürel organizasyonlar için batı yönüne kurulan bir sahne platformu ve bir aşevi eklentisiyle çok işlevli bir sosyal alan olarak düşünülmüştür. Zamanla yıpranma gösteren ahşap taşıyıcı dikmeler ile kirişlerin yerine ilerleyen yıllarda betonarme kolonlar yerleştirilmiş ve zemin zeminine beton dökülmüştür. Bu alt kata giriş, ön cephenin her iki köşesinde konumlanan, taş söveli ve düz atkı taş mimarisine sahip kapılar vasıtasıyla gerçekleştirilir. Üst katta ise doğu, batı ve kuzey yönlerine dağılan derslikler konumlanır. Doğu ve batıdaki derslikler üç taraftan kesintisiz pencere düzeniyle aydınlanırken, kuzeydeki derslik yalnızca kuzey yönüne bakan tek parça pencerelere sahiptir. Dikdörtgen formdaki bu pencerelerin üst kattakileri ilerleyen yıllarda kare biçiminde yenilenmiştir.
Giriş alanının sağında ve solunda konumlanan odalar, ilk yıllarda köyde görev yapan eğitimcilerin yatakhanesi ve idari odası işlevini gördü. O süreçte pek çok öğretmen, köyün merkezinde kendilerine tahsis edilen ve "köşk" olarak adlandırılan geleneksel konutlarda yaşamlarını sürdürdü. İlerleyen yıllarda okul avlusunun güney kısmına müstakil bir öğretmenevi inşa edilince, bahse konu odalardan biri öğretmenler odasına, diğeri ise tarihi materyaller ile ders araç-gereçlerinin sergilendiği bir müzeye dönüştürüldü. Avlu alanını genişletmek amacıyla batı sınırına yer yer yüksekliği iki metreyi bulan bir istinat duvarı örülerek arkası toprakla dolduruldu; avlunun doğu ve batı sınır hatlarına ise beşer metre mesafeyle sıralı şekilde dikilen beyaz ve kara dut ağaçları günümüzde dahi meyve vermeyi sürdürmektedir. Akyoma İlkokulu, faaliyete geçmesinin hemen ardından tüm bölgenin eğitim ve kültür odağı haline geldi. Kurumun ilk eğitimcisi olan Keşaplı Abdullah Külekçi, göreve başlar başlamaz Taşhan bölgesinden okul binasına özel bir telefon hattı ulaştırılmasını sağladı. 1936 yılının başlarında Giresun Maarif Müdürlüğü’nün yönlendirmesiyle köy bünyesinde bir spor kulübü örgütlendi; futbol ve atletizm branşlarında takımlar kuruldu. Yerel atletlerden Halil İbrahim Coşkun kısa ve orta mesafe koşularında, Hacı İbrahim Topal ise yüksek atlama branşında başarı göstererek dolmakalem takımı gibi dönemin prestijli ödüllerini kazandı. Okulun resmi kayıt defterindeki ilk öğrenciler sırasıyla Hanife Çaldağ Osmanoğlu, İsmail Çaldağ, Halil İbrahim Alpaslan ve Zeynep Coşkun Karakaş oldu. Kurumun başarı grafiği o denli yüksekti ki Hisar, Karaali, Sıvacı ve Kestanederesi gibi yaklaşık 15 kilometre uzaklıktaki yerleşimlerden yürüyerek derslere devam eden öğrenciler bulunmaktaydı.
İnşaat safhasında hafızalara kazınan tarihi bir olay, köy halkının okul projesini ne denli sahiplendiğini ve nasıl derin bir cumhuriyet bilincine sahip olduğunu açıkça ortaya koymaktadır: 1934 yılında binanın taş duvar işçiliği tamamlandığı esnada, dönemin Başbakanı İsmet İnönü’nün Şebinkarahisar güzergahından Giresun’a intikal edeceği haberi köye ulaştı. Köy halkı hızar talaşı ve gazyağı ile doldurdukları tenekelerden onlarca meşale hazırladı. İnönü’nün üç araçlık heyetinin geçeceği tek arter olan tarihi İpekyolu’nun Kestanederesi mevkisinde konvoy belirdiği an, okul arazisinin batı sınırına ikişer metre arayla dizilen yaklaşık 20 meşale aynı anda ateşlendi. Karşılaştığı bu görsel şölen üzerine Taşhan’da aracını durduran İnönü, büyük bir memnuniyet duyarak yanındakilere "Akyoma halkına selamlarımı iletin" talimatını verdi. 1959 yılına kadar hinterlandındaki tek eğitim kurumu olma özelliğini koruyan, öğrenci mevcudu sürekli olarak 200’ün üzerinde seyreden ve tarihi boyunca ülkeye yüzlerce aydın, bürokrat ve başarılı meslek sahibi kazandıran bu köklü eğitim yuvası, 1997 yılında yaşanan nüfus göçü ve öğrenci yetersizliği sebebiyle resmi olarak kapandı. Uzun yıllar korumasız ve metruk durumda kalan taş bina, Akçalı Köyü Kültür ve Dayanışma Derneği ile Giresun Valiliği'nin ortaklaşa yürüttüğü restorasyon çalışmalarıyla tamamen yenilenerek kültürel miras ve anıt yapı statüsüyle koruma altına alınmıştır. Günümüzde bu kıymetli geçmişi yaşatmak adına köy sakinleri, eski arşiv kayıtlarında yer alan 1936 yılına ait o tarihi imece fotoğrafını tam 90 yıl sonra okul bahçesinde aslına uygun olarak yeniden canlandırmış ve bu görkemli mirasın canlı birer şahidi olarak gelecek nesillere aktarmıştır.